Merhaba,
Ben Kader Bakan
Lisansımı Başkent Üniversitesi İngilizce Psikoloji Bölümü’nde tamamladıktan sonra, uzmanlığımı Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisans programında aldım. Bu süreçte Türkiye Bağlamsal Bilimler Derneği’nden Kabul ve Kararlılık (ACT) ekolünün eğitimini aldım; ardından 9 ay boyunca grup süpervizyonuna katılarak ekolümü derinleştirdim. Oyun terapisi, öfke kontrol yöntemleri ve yas danışmanlığı gibi eğitimleri de tamamladım.
Yüksek lisansım boyunca Bütüncül Terapi, Şema Terapi, 3. Dalga metakognitif yaklaşımlar ve Hakan Türkçapar aracılığıyla Bilişsel Davranışçı Terapi ekollerini alarak geniş bir bilgi ağına sahip oldum. Mezuniyetimin ardından bütüncül yaklaşımın bireysel süpervizyonuna başladım; 2025’ten bu yana bu süreç aktif olarak sürüyor. Bugün danışanlarıma ACT’in yanı sıra bütüncül terapi yaklaşımıyla hizmet veriyorum.

Kaygı
Kaygıya yakından bakalım
Kaygı bozukluğu; zihnin ürettiği felaket senaryoları ve bedensel rahatsızlık hissiyle savaşırken kendi hayatından geri çekilme durumudur. Sorun kaygının kendisi değil; bu duygunun bir “tehdit” olarak görülüp sürekli kontrol edilmeye ya da kaçınılmaya çalışılmasıdır.
Kaygıyı yok etmeye çabaladıkça zihnin gürültüsü büyür; senin için gerçekten önemli olan değerler yerini kısıtlanmış bir yaşama bırakır. Terapide amaç kaygıyı sıfırlamak değil; ona güvenle yer açarak, kaygıya rağmen anlamlı adımları atabilme esnekliğini kazanmaktır.
Zihin
Zihinle aramıza mesafe
Zihin; olası tehlikelerden korunmak için durmadan senaryolar üreten, değerlendiren ve etiketleyen bir mekanizmadır. Sorun düşünce üretmesi değil; bu düşüncelerin her birini mutlak bir gerçekmiş gibi kabul edip peşlerinden sürüklenmemizdir.
Zihnin gürültüsünü ikna etmeye ya da susturmaya çalıştıkça onun kontrolüne gireriz. Mesele zihni tamamen kapatmak değil; onun bir problem çözme aracı olduğunu hatırlayarak ürettiği düşüncelerle aramıza sağlıklı bir mesafe koyabilmektir. Terapi bu mesafeyi öğretir.
Değerler
Anlamlı bir yaşam
Anlamlı bir yaşam; tüm zorlu duyguların bittiği kusursuz anı beklemek değil, hissettiklerine rağmen senin için değerli olana doğru adım atabilmektir. Sorun kaygı ya da korku hissetmek değil; bu duyguların geçmesini beklerken hayatını askıya almaktır.
Yaşam kaliteni, zihninin ne söylediği değil; neyi önemseyip hangi yönde harekete geçtiğin belirler. Amaç, içsel rahatsızlıklara rağmen seni kendi değerlerine yaklaştıran adımları hayatına dâhil edebilmektir.
Şimdiye demir atmak
5 adımda ana dönmek
- 1.Durun ve fark edin: Zihnin geçmişte ya da gelecekte gezindiğini sakince fark edin.
- 2.Bedeninizi hissedin: Ayaklarınızın bastığı zemini, oturduğunuz yeri ve bedeninizin ağırlığını duyumsayın.
- 3.Nefese odaklanın: Zorlamadan, yalnızca havanın bedeninize girişine ve çıkışına bir an tanıklık edin.
- 4.Duyularınızı açın: Çevredeki seslere, dokulara ve renklere dikkatinizi vererek şu anla temas kurun.
- 5.İzin verin ve kalın: Zihnin gürültüsünü susturmaya çalışmadan, olduğunuz yerde ve halinizle çabasızca kalın.
Amacımız düşüncelerimizi ya da yaşadıklarımızı değiştirmek veya onları düzeltmek değil; onlarla kurduğumuz ilişkiyi değiştirmek.
İnsanlar çoğu zaman iyi olmak için yaşadıklarını ya da düşüncelerini değiştirmek zorunda hisseder; bu da terapiyi ve iyileşmeyi gözlerinde zor kılar. Oysa gerçek böyle değildir.
Kader